SEV GÜZEL KARDEŞİM

SEV GÜZEL KARDEŞİM

Sevmek çok önemli bir erdem güzel kardeşim. Başka türlü bu ülkede tutunamazsın.
Biliyorsun artık vicdansızların ülkesi olduk. Sen de çoktandır mağdursun ben de. Sen de her gün haksızlığa-hukuksuzluğa lanet okuyarak yatağından kalkıyorsun, ben de. Bugün kim “çete kurmaktan”, “örgüt üyesi olmaktan” göz altına alınacak, kim ölecek, kaç şehit vereceğiz diye bekliyoruz senin gibi . her “son dakika” haberini tıklıyoruz, bir avuç “barış” sözcüsünün başına bir şeylet geldi mi diye.. Haberin takibini yapıp, suça teşrif edenin değil suçu ifşa edenin ceza aldığı bir ülkede yaşıyoruz en nihayetinde. Her an her şey olması mümkün. Laf aramızda kırıntı haline dönen inancımı da kötülüklere yönlendirdim ben ; durup ağzıma geleni söylüyorum; zira sen de ben de biliyoruz ki en iyi yaptığımız şey bu.. Eminim artık gazete taramak yerini her şeyin senin istediğin yönde değişmesi için umut veren yazı arayışına dönüşmüştür . Ama olmuyor işte Çıkmıyor o yazılar bir türlü kalemlerden. Korkarım uzun bir süre daha çıkmayacak.
Ara ara “bak biz iktidar olunca böyle olacak” diye sohbetler geçiyor,-sen de yapıyorsundur. Sonra bir haber geliyor. O enerji , derhal “ sıfırlanıyor”. En son Özgecan’ın katiline ağırlaştırılmış müebbet verilince hissetmiştim. Sonra geçti ama. Dilek Doğan’ın vurulma görüntülerini izleyip, annesinin çığlıklarını duyunca geçti hemen. Daha bir süre konuşmam.
Şimdi Işid iden kaçan Yezidi kadınların tecavüz ve işkence hikayelerini anlatan bir siteye göz gezdirdim. En son 15 yaşında bir kızın ağlayan resmini görünce kapattım alelacele, çünkü bilirsin insanın canı en çok “kendinin de yerinde olabileceği” durumda acır, ve benim de 15 yaşında bir kızım var. Kapattım siteyi o yüzden.
Sabah da Can Dündar ve Erdem Gül’ün davasını izlemeye çalıştım. Balyoz’dan 4 sene içeride kalmış bir arkadaşım geçe “çok yatmazlar Nilden sanmıyorum” dedi. Son 6 senesi mahkemelerde geçtiği için muhakemesine güveniyorum. Bak sana iyi hissedeceğin bir konu.
Hatırlıyorsun o güzel şehirde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliam oldu, 101 arkadaşımız “barış” için geldikleri mitingde katledildi de hep beraber çıldırdık. Barış aşığı Türkiye gençlerini öldürdüler hiç acımadan. Birkaç ay öncesinde de Suruç da güzel gençleri öldürmüşlerdi de biz yine gecelerce uyuyamamıştık . Hep ,“orada olabilirdim” cümleleri kurmaya alıştık zaten biliyorsun, yine kahrolduk tabii .Arada sokak eylemlerine katıldık falan, ama neyse ki Galatasaray,’dan Taksim’e yürüdük her zamanki gibi; sakinleştik öylece. Ama bitti işte. Yine korunmalı evine geldin oturdun. Mis gibi çayını da koymuşsundur şimdi. Geçersin bilgisayarının başına, sosyal demokrasi dersi verirsin eşe dosta. O bedava biliyorsun.
Ben bir süredir bu acıların neresinde duruyoruz onu düşünüyorum güzel kardeşim., bir yandan çayımı yudumlarken. Bir de bu acıların ne kadarını bildiğimizi. Sen mesela, herkesin solculuk derecesini göstermenin, hayatlarını tahlil etmenin, ve ezcümle insanlardan nefret etmenin en korkunç son olduğunu biliyor musun? Bir de son ama en can alıcı ı soru; niye kimseyi sevmiyorsun? Bu sinsilik ne zaman peydah oldu sana güzel, genç kardeşim? Bu alaycılığın “özgür ve sosyal demokrat” olmakla bağdaşmadığını , senin üzerine giydirdiği şeyin şekilcilik olduğunu , ve sonuçta kendi nefretinin içinde bizi de yok edeceğini biliyor musun? Kavga etmeden kimseyi yenemezsin canım kardeşim, dinlemeden yorum yapamaz ve ,senin güzel kalbine nereden peydah olduğu bilinmeyen şekilciliğinin içine kimseyi sokamazsın; tıpkı aşık olmadan sevemeyeceğin gibi.
Aşık olsana sen. Nefreti yenmenin en

 

Bak bu yüzden bil ki senin sevmene ihtiyacımız var. Vicdansızlıkların gelip seni sinsice teslim aldığını görmeyelim, nasıl korunacaksan öyle koruyayım seni. Çünkü sen bu kadar sevgisiz olur beni hırpalarsan biz yalnız kalırız.
Ve esas o yalnızlık gelir hepimizi öldürür güzel kardeşim. Yapma.

Leave a Reply

Your email address will not be published.