DEVLET VE SANAT:BİR YOK EDİLİŞ ÖYKÜSÜ

DEVLET VE SANAT:BİR YOK EDİLİŞ ÖYKÜSÜ

“Biz vatandaşlar, sanatçılarımızı korumazsak, hayal gücümüzü kötü bir gerçekliğe teslim eder ve hiçbir şeye inanmayan, anlamsız düşleri olan insanlara dönüşürüz.” (Pi’nin Hayatı)
Haberi duydunuz, hepimizi nesil nesil büyüten, özellikle bizim gibi memur çocuklarının “sanat eseri” izleyebilmesini sağlamış olan Devlet Opera ve Balesi kapatılacak. AKP döneminde kambur gibi görülüp kapatılan, özelleştirilen bir çok kurum gibi “özel” olacak devletin bugüne dek desteklediği sanat. AKP’nin genel tavrıdır: sıra bir gün mutlaka size de gelir. Bu korkuyla yaşıyor olmak başka bir yazının konusu olsun, ama işletme-finans- para konularından anlamayan ben, niye yalan söyleyeyim, devletin herhangi bir işletmesinin özelleştirilme haberlerinin çok da üzerinde durmamıştım.. Ama işte bu sanatın satılması olayı fena çarptı. Çok fena hem de. Zira bu kömür madeni veya banka satılması gibi bir şey değil, bu aynı zamanda bu ülkede, bu ülke için doğurduğumuz çocuklarımızın hayal dünyalarının satılması. Durum vahim yani.
Yeni yasa taslağına göre Devlet Opera ve Balesi kapatılacak dedik. Onun yerine devlet, belirlediği projelere destek verecek. Hazırlanan bu yeni taslağa göre hangi projeye destek verileceği ise Kültür Bakanlığı’nın atadığı 11 üyeden oluşan “Türk Sanat Kurumu” tarafından belirlenecek. Bu ne demek? Bu, her şeyden önce devlet tarafından desteklenen sanatın özerkliğinin tamamen kalkması demek. Şüphesiz bu kurul üyelerinin kim olacağı konusu sanatseverleri en çok düşündüren konu. Kuvvetle muhtemel siyasi erk tarafından belirlenecek bu şahısların isimleri konusunda şüphe duymak, AKP’nin “adam yerleştirme” politikalarına bakıldığında çok da yersiz durmuyor. Bakınız: Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı. Bildiğiniz üzere Osman Tural PTT Genel Müdürlüğü’nden yatay (ya da dikey)geçiş yapmıştı Tenis Federasyonu başkanlığına. Hükümet, Tenis Federasyonu Başkanı olmak için 3-5 sene tenis oynamayı yeterli görmüştü belli ki.
Aslında bu kötü gerçekle karşılaşacağımızı aşağı yukarı tahin ediyorduk. Hatırlarsınız, yaklaşık 1,5 sene önce sıkı bir bomba patlatmıştı sayın Kadır Topbaş. Kurulduğu tarihten bu yana Genel Sanat Yönetmenleri tarafından temsil edilen İstanbul Büyük Belesiyesi Şehir Tiyatroları, tarihinde ilk kez, temsil hakkını bir gecede geçen yönetmelikle Müdür statüsüne devretmişti; yani bize sanatı –tiyatroyu sevdiren, Muhsin Ertuğrul, Vasfi Rıza Zobu gibi sanat adamlarını görmüş Şehir Tiyatroları artık kendini sade bir belediye bürokratına teslim edecekti.
Bu belirsiz 11 kişinin siyasi geçmişlerini, kimliklerini bir yana bıraktık diyelim; hangi proje, neye göre desteklenecek? Bir projenin %50 sini destekleme demek, aynı zamanda “büyük bütçeli proje desteklememek” demektir.
Dünyadaki ÖrneklerAKP yöneticilerimiz ise bu kapanma olayında dünyaya bakmamızı söyleyip durdular. Biz de baktık tabii, ve gördük ki gerçekten Avrupa’da bir çok ülke komisyonla yürütüyordu devlet-sanat ilişkisini.. Ama arada iki farkla: bu kurulların mutlaka bütçesi ve kamu kişiliği oluyor. Dahası kurul üyeleri tamamen bağımsız çalışan sanatçılardan seçiliyorlar. Buradaki amaç, sanatı yük olarak görmek değil , tersine sanatı mümkün olduğunca çok insana ulaştırabilmek.
Hiçbir sanatçı veya sanat kurumuna danışılmadan yapıldığı belli olan bu karar, ülkenin sanatsal gelişimine büyük bir balyoz indirmiştir. Çocuklarımızın geleceği çalınmıştır. Çocuklarımızın “anlamsız düşleri olan insanlara” dönüşmelerinin önü açılmıştır.
Hepimize hayırlı olsun.

Leave a Reply

Your email address will not be published.